kadın sağlık
 
 

ana sayfa

 

başlangıç sayfam yap

 

favorilerime ekle

 

bize ulaşın

     
 
 
Ana Sayfa
Anne Çocuk
Aşk
Beslenme ve Diyet
Burçlar
Cinsellik
Diyet
Evlilik
Gebelik
Güzellik
Kariyer
Magazin
Makyaj
Moda
Saç
Sağlık
Yaz Diyetleri
Yaz Güzelliği
Yaz Modası
 

 
 
 

bu kış smokin giyeceğiz

 

sonbaharın in outları

 

hafif atıştırmalıklarla kalorilerden korunun

 

en pratik 25 diyet kuralı

 

ruh halinize göre spor

 

neştersiz estetikte en yeni yöntemler

 

10 dakikada kış stilinizi belirleyin

 

ten ve saç rengine göre makyaj

 

beyaz sadece masum mudur

 

aşkınızı paraya kurban vermeyin

kalori metre
gebelik
yaz modası
 
 
 
 

Kategori:

   
 

Eşinizi anlıyor musunuz

 
 

Eşinizi anlıyor musunuz

Evlilikte her iki taraf da farklı beklentiler içine giriyor. Eşlerin daha iyi anlaşabilmeleri için bu beklentileri çok iyi karşılamaları gerekiyor...


Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinin çoğu aşık olma dönemi ile başlıyor. Uzmanlara göre ise bu dönem "görme kusuru" dönemi olarak tanımlanıyor. Partnerler bu dönemde birbirlerinin temel mutluluk kaynağı olduklarını ve neredeyse birbirleri için doğduklarını düşündükleri için, aşık olma dönemi aynı zamanda "hayali ve düşsel birlikteliği" de temsil ediyor. Hatta çiftler öylesine bir beraberlik yaşıyorlar ki, sözcüklere bile ihtiyaç duymuyorlar. İşte tehlike de burada başlıyor. Çünkü ilişki artık sözcük öncesi veya sözcük sonrası dönem olarak ayrılıyor. Bu durumda çiftler arasındaki benzerlikler de konuşulmadığı sürece kalıcı oluyor.

Bu tür düşsel bir birliktelik evliliğe kadar gidebiliyor ve evlilik tüm iyi ve kötü sonuçlarına rağmen, hala dünyanın en büyük gönüllü organizasyonu olarak kabul ediliyor.

Evlilikte kadın ve erkek "aşık olduğunuzda konuşmayın, çünkü sözcükler idealize edilmiş birlikteliği olumsuz etkileyip bozabilir" kuralını unutarak, daha çok konuşmaya başlıyor. Bu durumda da sözcükler tehlikeli olmaya, aşkla başlayan "görme kusuru", evlilik aracılığıyla düzelmeye ve birliktelik tehdit altına girmeye başlıyor. Yıllar geçtikçe aynı eş, mutsuzluğun kendisi haline gelebiliyor.

Evlilik ilişkisinin iyi gitmesi, eşlerin ilişkiyi romantik bir rüya gibi algılamaktan vazgeçerek, birbirlerinin bireysel gereksinimleri, beklentileri ve tepkilerini daha gerçekçi bir şekilde görmeleriyle gerçekleşebiliyor.

Cinsiyetlerin savaşından kazanılacak çok az şey olduğuna dikkat çeken uzmanlar, erkek ve kadınların genetik farklılıklarla dünyaya geldiğini, bu farklılıkların kültür, gelenekler ve sosyal roller gereği sürekli beslenerek çoğaldığını ve sonuç olarak da bir ilişkideki tarafların farklı beklentiler içine girdiğini söylüyorlar. Çiftlerin bu farklılığı anlaması, eşlerin daha iyi iletişim kurabilmesi için bir gereksinim haline geliyor.

Kadın ve erkekler arasındaki temel farklılıklar
Sosyal ve aile içi roller yönünden bakıldığında kadınlar halen besleyen-bakım veren rollerinde olduklarından, aile üyeleri arasında ve çevreyle düzenli ve anlamlı bağların oluşturulmasında önemli roller üstleniyorlar.

Bu durum kadınların "ailenin iyilik hali ve bütünlüğü için daha çok özveride bulunmaları" anlamına geliyor. Erkekler insanlar yerine olayları iş hayatı, spor, yemek, bilgisayar, otomobil gibi konuları, kadınlar ise bilgi alma ve ilişki kurabilme gibi amaçlarla çevreyle iletişim kurmayı yeğliyor.

Yine erkekler bilgi verip detay vermemeyi tercih ederken, kadınlar bilgiden çok duygu ve detay verme eğiliminde. Kadınlar yardım istemeye açık ve yön sormaktan çekinmiyor, erkekler ise sorun çözmekle uğraşırken nadiren yardım isteme ve yön sorma eğilimindeler. Erkekler "yarışma", kadınlar ise "işbirliği" eğiliminde.

 
 
 
 

kadın

 

copyright 2007 KadinSaglik.net

Alan Adı tescil