<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadın &#187; Gebelik</title>
	<atom:link href="http://www.kadinsaglik.net/kategori/gebelik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinsaglik.net</link>
	<description>kadın sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Jun 2010 12:29:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Doğal Hamilelik Süreci</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/dogal-hamilelik-sureci.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/dogal-hamilelik-sureci.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 17:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3332</guid>
		<description><![CDATA[Doğum kontrolü amacıyla ameliyatla tüplerini bağlatan kadınların mikro cerrahi yöntemiyle tekrar bebek sahibi olabileceği belirtildi.
Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı&#8217;ndan Doç. Dr. Ömer Özkan, daha önce tüplerini bağlatmış kadınların, yeniden çocuk sahibi olmak istediklerinde tüp bebek yöntemine başvurulduğunu söyledi.
Tıpta yaşanan gelişmeyle artık mikro cerrahinin birçok alanda uygulanır hale geldiğini kaydeden Doç. Dr. Ömer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum kontrolü amacıyla ameliyatla tüplerini bağlatan kadınların mikro cerrahi yöntemiyle tekrar bebek sahibi olabileceği belirtildi.</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı&#8217;ndan Doç. Dr. Ömer Özkan, daha önce tüplerini bağlatmış kadınların, yeniden çocuk sahibi olmak istediklerinde tüp bebek yöntemine başvurulduğunu söyledi.</p>
<p>Tıpta yaşanan gelişmeyle artık mikro cerrahinin birçok alanda uygulanır hale geldiğini kaydeden Doç. Dr. Ömer Özkan, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Daha önce tüplerini bağlatmış artık çocuk yapma şansı olmayan hastalar var. Tüpler saç kılı kadar ince kanallardır, bağlatma yönteminde tüplerin uçları kesiliyor ve bağlanıyor. Bir daha normal yollarla çocuk doğurma şansı olmuyor. Çünkü yumurtalar rahime ulaşmıyor. Eskiden, tüplerini bağlatan kadınların, tekrar hamile kalmak istediklerinde tüp bebekten başka şansları yoktu, artık tüp bebeğe gerek kalmadan bu durumdaki kadınlar bebek sahibi olabiliyor. Eğer ayrı olan tüpler birleştirilebilirse tüp bebeğe gerek kalmadan normal yollardan hamile kalınabiliyor. Tüpleri bağlayabilirsek yumurtanın geçebileceği bir kanal oluşturulabilirse kadın hamile kalabiliyor. Bu çok zor bir ameliyat. Mikro cerrahi ile yapılırsa çok başarılı oluyor. Normal cerrahi ile yapılırsa başarı oranı hemen hemen yok gibi.&#8221;</p>
<p><strong>4 HASTADAN 3&#8242;Ü ÇOCUK SAHİBİ OLDU</strong><br />
Akdeniz Üniversitesi&#8217;nde Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Münire Akar ile daha önce tüplerini bağlatmış ve tekrar hamile kalmak isteyen 4 hastaya mikrocerrahi yöntemini uyguladıklarını belirten  Doç. Dr. Ömer Özkan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Bu 4 hastadan 3&#8242;ü çocuk sahibi oldu. Mikro cerrahi yöntemi tüp bebeğe göre daha doğal bir yöntem. Hastayı psikolojik olarak rahatlatan, doğal hamilelik süreci yaşatan bir yöntemdir. Hastanın gereksiz yere hormon alması bu yöntemle engelleniyor. Hasta için çok masraflı olan ve hastaya çok ilaç yüklemesi gerektiren tüp bebek yöntemi yerine uygulanabilir bir yöntem. Tabii ki mikro cerrahi uygulanıp uygulanamayacağının kararını kadın doğum uzmanı veriyor. Eğer bizden yardım istenirse biz mikro cerrahi yöntemini uyguluyoruz.&#8221;</p>
<p>Daha önce enfeksiyon geçirmiş ve kanallarda darlık oluşmuş hastalara da mikrocerrahi yöntemini uyguladıklarını kaydeden Doç. Dr. Ömer Özkan, &#8221;Mikrocerrahi yöntemiyle o kanalın dar kısmı çıkarılıyor ve tekrar dikiliyor. Kanallardaki darlık nedeniyle hamile kalamayan hastalara da bu yöntemi kullanıyoruz&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/dogal-hamilelik-sureci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Ebeler günü</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/dunya-ebeler-gunu.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/dunya-ebeler-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 22:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3323</guid>
		<description><![CDATA[Tüm dünyada ebeler, kadın sağlığının koruyucusu olarak hizmetlerini sürdürmektedir. Ülkemizde ebelik deyince akla gelen normal doğumu yaptıran kişi düşüncesi, ebelik eğitiminin yükselmesi ile birlikte boyut değiştirmeye başlamış ve artık üniversite mezunu ebeler gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye bakım, eğitim ve danışmanlık hizmetlerini sunar hale gelmiştir.  Kendi ve ailesinin sağlığından sorumlu olan kadını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada ebeler, kadın sağlığının koruyucusu olarak hizmetlerini sürdürmektedir. Ülkemizde ebelik deyince akla gelen normal doğumu yaptıran kişi düşüncesi, ebelik eğitiminin yükselmesi ile birlikte boyut değiştirmeye başlamış ve artık üniversite mezunu ebeler gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye bakım, eğitim ve danışmanlık hizmetlerini sunar hale gelmiştir.  Kendi ve ailesinin sağlığından sorumlu olan kadını güçlendirmek, aileyi ve dolayısıyla toplumu güçlendirmek anlamına gelmektedir.  Ancak sağlıklı bir kadın, ailesinin sağlığından  sorumlu olabilir. Bu noktadan bakıldığında, her geçen gün artan kadın kanserlerinden korunmak, yaşamsal önem taşıyan bir konu haline gelmiştir.  Kadın sağlığını korumak ve geliştirmeyi misyon edinen ebelerin, bu konuyla ilgilenmesi kaçınılmaz olmuştur. </p>
<p>Tüm dünyada her yıl Uluslararası Ebelik Konfederasyonu&#8217;nun kuruluş yıldönümü olan 5 Mayıs, Dünya Ebeler Günü olarak kutlanmakta ve ebeler meslektaşları ve kadınlar için çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. </p>
<p>Ebeler Derneği olarak, bu güne kadar pek çok bilimsel aktivite ile kutladığımız ebeler gününde, bu yıl farklı bir etkinlik yapmak istedik. Bu yıl Ebeler Günü&#8217;nü bizlere her alanda gereksinimi olan kadınlarımıza (anne ve anne adaylarına), özel bir gün olan Anneler Günü&#8217;nde bir eğitim toplantısı yaparak  kutlamaya karar verdik.  Konu olarak ise, taşıdığımız misyon gereği, kadınlardan gelen istek üzerine  yaygınlığı giderek artan kadın üreme sistemi kanserleri ve korunma yollarını seçtik.    Bu toplantının yalnızca bir eğitim toplantısı olmaması, bizi hizmet ettiğimiz kadınlarla kaynaştıran bir buluşma olması için de, çeşitli sürpriz sanatçılarla birlikte Nida Şan konseri düzenledik. Ekte programını sunduğumuz etkinliğimizin tamamı ücretsiz olup, 2.000 anne ve anne adayının katılımı ile gerçekleşecektir. </p>
<p>Sivil toplum örgütlerinin kadın kolları ve bazı belediyeler  tarafından  desteklenen etkinliğimiz, ulusal  basılı ve görsel medyada geniş yer bulacaktır. </p>
<p>Sınırlı sayıda, kaliteli hizmet anlayışına sahip ve misyonumuzu paylaşan firmalarla çalışmayı hedeflediğimiz etkinliğimize destek vereceğinizi umar, sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız.  </p>
<p>Zamanı etkin kullanmak adına kısa sürede iletişime geçmenizi dileriz. </p>
<p>Dr. Nazan KARAHAN</p>
<p>Türk Ebeler Derneği Başkanı</p>
<p>Marmara Üniv. Sağlık Bilimleri Fak. Ebelik Bölümü</p>
<p>TEL:0536 820 76 75</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/dunya-ebeler-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrol Haplarına Dikkat</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/dogum-kontrol-haplarina-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/dogum-kontrol-haplarina-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 16:42:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3290</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Meme Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) Tarama Merkezi Proje Koordinatörü de olan İstanbul  Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen, kanserin en ciddi ölüm nedeni olan, görülme sıklığı hızla artan bir hastalık olduğunu söyledi.
Nükleer atıklar, genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar ve stresin kanserin artışında önemli rol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Meme Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) Tarama Merkezi Proje Koordinatörü de olan İstanbul  Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen, kanserin en ciddi ölüm nedeni olan, görülme sıklığı hızla artan bir hastalık olduğunu söyledi.</p>
<p>Nükleer atıklar, genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar ve stresin kanserin artışında önemli rol oynadığını ifade eden Özmen, dünyada her yıl 10 milyon insanın kanser olduğunu, bunlardan 5 milyonunun öldüğünü belirtti.        </p>
<p>Özmen, &#8216;Kadınların uzun süre doğum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır. Hiç doğurmamak, erken adet görmeye başlamış olmak, süt vermeme gibi nedenler de bu kanserin oluşumunda önemli bir faktördür. Meme kanserinden korunulması için dengeli beslenmeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Kadınlar en sık, memelerinde ağrısız kitle şikayetiyle doktora gelmektedirler ama meme kanserinde amaç henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan mamografiyle tanı koymaktır. Ülkemizde meme kanseri sıklığı hızla artarken bu konuda farkındalık oluşturulamaması hastalığın geç teşhis edilmesine, memenin alınmasına, ölüme neden olmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>BAHÇEŞEHİR MEME KANSERİ ERKEN TANI VE TARAMA PROJESİ</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özmen, Bahçeşehir Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi&#8217;nin Türkiye&#8217;de toplum tabanlı, 10 yıllık sürede uygulanması gereken bir proje olduğunu bildirdi.</p>
<p>Hedefin bu bölgede oturan 40-69 yaşlarındaki yaklaşık 5 bin kadını evlerinde ziyaret ederek ücretsiz dijital mamografi ve muayene yapılan MEMEDER&#8217;e davet etmek olduğunu bildiren Özmen, piyasa değeri yaklaşık bin TL&#8217;yi bulan bu hizmetin ücretsiz yapılacağını ifade etti.</p>
<p>MEMEDER&#8217;in Başakşehir Belediyesinin arkasındaki Gelişim Akademisinde yer aldığını bildiren Özmen, burada geçen yıl bin 600 kadına dijital mamografi, bin kadına doppler ultrasonografi, 35 kadına vakumlu biyopsi, 6 kadına erken meme kanseri tanısı konularak tedavilerinin yapıldığını söyledi.        </p>
<p>Yıl içinde 3 bin kadına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Özmen, Başakşehir&#8217;de gerçekleştirilecek projenin Türkiye&#8217;ye örnek olacağını ve yaygınlaştırılacağını kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/dogum-kontrol-haplarina-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryen Doğum Hakkında</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/sezaryen-dogum-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/sezaryen-dogum-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 14:22:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen Doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3209</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryen, doktorların zaman kaybetmemek için hemen karar verdikleri bir uygulama olarak gösteriliyor. Gerçekten böyle mi?
Hayır, sezaryenin gerekli olduğu durumlar dışında doktor böyle bir karar veremez. Ancak şu anda tüm dünyada tartışılan bir şey var ki, o da, annenin isteğiyle sezaryen yapılması. Bu durumda doktor hastayı sezaryen ve normal doğum konusunda bilgilendirmeli, normal doğum taraftarı olmalıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sezaryen, doktorların zaman kaybetmemek için hemen karar verdikleri bir uygulama olarak gösteriliyor. Gerçekten böyle mi?</p>
<p>Hayır, sezaryenin gerekli olduğu durumlar dışında doktor böyle bir karar veremez. Ancak şu anda tüm dünyada tartışılan bir şey var ki, o da, annenin isteğiyle sezaryen yapılması. Bu durumda doktor hastayı sezaryen ve normal doğum konusunda bilgilendirmeli, normal doğum taraftarı olmalıdır. Ama eğer hasta bilgilendiği halde hala sezaryen istiyorsa, o zaman hastanın isteği kabul edilmelidir. Ama kadın doğum uzmanı anne adayına sezaryenle doğumu önermemelidir.</p>
<p><strong>Hangi durumlarda sezaryen yapılmalıdır?</strong></p>
<p>Anne ya da bebeği tehdit edici bir durum varsa, özellikle ikiz hamileliklerde ikinci bebeğin yaşamını kurtarmak amacıyla sezaryen yapılmalıdır. Bunun dışında gelişme geriliği olan bebeklerde, plasentanın doğum yolunu kapadığı durumlarda, pelvis darlıklarında, annenin enfeksiyonlarında, doğuma yakın herpes enfeksiyonu geçirenlerde, herşey normalken doğum ağrıları başladığında, bebeğin amniyon sıvısı içinde kendi dışkısının bulaşması durumunda, doğum esnasında görülen şiddetli kanamalarda sezaryen yapılabilir.</p>
<p><strong>Sezaryenin, annenin doğum sonrası hayatındaki etkileri nelerdir?</strong></p>
<p>Acil olarak yapılan sezaryene bağlı sorunlar olabilir, ancak planlı sezaryenlerde bu sorunlar daha azdır. Bebeğin yaşamını tehdit edecek durumlarda sezaryen yapılmazsa ve doktor bundan çekinirse, bebek ve anne ölümleri artar. Bunun dışında sezaryen sonrası annede rahim iltihapları daha fazla görülür. Sezaryenle doğan bebekler biraz daha düşük ısıda doğar ve yakın bakım gerekir. Sezaryen sonrası emzirmenin ameliyata bağlı olarak bazen gecikebileceği bilinmelidir. Sezaryenin direkt bir olumsuz etkisi yoktur. Her karın operasyonu ne kadar sorun çıkarırsa sezaryen ameliyatı da o kadar sorun çıkarır.</p>
<p><strong>Bebek sağlığı açısından sezaryenin yararı var mı?</strong></p>
<p>Bazı bebekler 12-16 saat sürecek bir doğum eylemine dayanamazlar. Ya da eğer annenin amniyon sıvısı çok azalmışsa bu bebekler doğum sonrasında tehlikeye girerler. Bir de bebek canlı doğsa bile, uzun süre oksijensiz kalmışsa bu başlangıçta bir bulgu vermeyebilir, ama yenidoğan dönemi ya da ileriki çocukluk yıllarında birtakım konvülsiyonlar ile (Kasılma nöbetleri, epilepsi ya da öğrenme bozuklukları gibi sorunlarla) karşımıza çıkabilir.</p>
<p><strong>Normal doğumdan sonra rahim estetiğinin bozulma düşüncesi sezaryen tercihinde etkili mi?</strong></p>
<p>Etkilidir, çünkü anneler daha sonraki zamanlarda rahimlerinin sarkacağını, idrar kaçıracaklarını düşünüp sezaryen istiyorlar. Ancak hastaya ille de her normal doğumda bu sorunların olmayacağı anlatılmalıdır. İdrar kaçırma gibi sorunlar fazla sayıda doğum yapan kadınlarda daha çok görülür.</p>
<p><strong>Birinci doğumunu sezaryenle yapan bir kadın, ikinciyi de sezaryenle mi yapmalıdır?</strong></p>
<p>Hayır, ancak rahim yırtılması riski varsa sezaryen daha uygun olabilir. Eğer şartlar uygunsa, hamileyi 24 saat izleyebiliyorsanız, kan verme olanaklarınız iyi ise, acil operasyon şansı varsa bu hastalar normal doğumu deneyebilirler. Ancak sezaryen sonrası vajinal doğumda hem anne hem de bebeğin yaşamı tehlikeye gireblir. Çünkü rahimde daha önce yapılmış ameliyata bağlı nedbe dokusu (eski yara) vardır ve doğum ağrıları sırasında yırtılabilir. Böyle bir yırtık oluşursa anne ve bebeğin yaşamı tehlikeye girer. Bu riskle karşılaşmamak için ilk doğumdan sonraki doğumların da aynı yöntemle yapılmasında yarar vardır.</p>
<p><strong>Sezaryenin riskleri ile yan etkileri var mıdır?</strong></p>
<p>Sezaryenin riskleri ve yan etkileri ameliyat ile anesteziye bağlıdır. Örneğin; dikişler enfeksiyon alabilir. Bağırsak ya da idrar torbası, rahim damarları zedelenebilir, kanamalar ortaya çıkabilir. Ya da genel anesteziye bağlı problemler oluşabilir.</p>
<p><strong>Riskler açısından normal doğumla sezaryen arasındaki farklar nelerdir?</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinsaglik.net/e/sezaryen-dogum">Sezaryen Doğum</a> ve normal yöntemlerle doğan bebeklerde &#8220;yenidoğan ölüm oranları&#8221;nın eşit olduğu görülür. Sadece bebeğe ait solunumsal sorunlar, sezaryende biraz daha fazladır. Ayrıca sezaryende karın ağrısı, mesane ve idrar yolu yaralanması yaşanabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/sezaryen-dogum-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Cinsiyet Tahmini</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/gebelikte-cinsiyet-tahmini.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/gebelikte-cinsiyet-tahmini.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 17:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet tahmini]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3177</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmekten daha keyifli ne olabilir? Herkes oyunun  içine dahil olmak ister. Eğer markette sizi tanımadığınız biri durdurup bebeğinizin cinsiyeti ile ilgili tahminlerde bulunursa şaşırmayın. Yaklaşık yüz yıldır, anne adayları zamanla iyiliğini ispat etmiş methodlara güveniyor ve bebeklerinin cinsiyetini tahmin ediyorlar. Bu koca karı yöntemleri artık geçmişte kalsada ultrason gibi kesin yöntemlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmekten daha keyifli ne olabilir? Herkes oyunun  içine dahil olmak ister. Eğer markette sizi tanımadığınız biri durdurup bebeğinizin cinsiyeti ile ilgili tahminlerde bulunursa şaşırmayın. Yaklaşık yüz yıldır, anne adayları zamanla iyiliğini ispat etmiş methodlara güveniyor ve bebeklerinin cinsiyetini tahmin ediyorlar. Bu koca karı yöntemleri artık geçmişte kalsada ultrason gibi kesin yöntemlerden çok daha eğlenceliler. Bebeklerin <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/cinsiyet-tahmini">cinsiyet tahmini</a> ederken eğlenin!</p>
<p><strong>Erkekse:</strong></p>
<p>Hamileliğin ilk zamanlarında sabah hastalıkları yaşamazsınız</p>
<p>Bebeğinizin kalp atış hızı dakikada 140 dan daha azdır</p>
<p>Ağırlığı karnınızın ön bölümünde taşırsınız</p>
<p>Karnınız basketbol topu gibidir</p>
<p>Göğsünüzün çevresi gözlenebilir şekilde koyulaşır</p>
<p>Ekşi ve tuzlu yiyeceklere aşerersiniz</p>
<p>Et ve peynir gibi proteinlere aşerersiniz</p>
<p>Ayaklarınız <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamilelik">hamilelik</a>ten önce olduğundan daha soğuktur</p>
<p>Ayağınızın üzerindeki tüyler <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamilelik">hamilelik</a> sırasında daha çabuk uzarlar</p>
<p>Elleriniz çok kurudur</p>
<p>Uyurken yastığınız kuzeye bakar</p>
<p>Baba adayı da sizinle birlikte kilo alır</p>
<p>Hamilelik size güzellik katmıştır</p>
<p>İdrarınız açık sarıdır</p>
<p>Burnunuz genişler</p>
<p>Evlilik yüzüğünüzü karnınıza tuttuğunuzda yuvarlak çizer gibi hareket eder</p>
<p>Baş ağrıları yaşarsınız</p>
<p>Hamile kaldığınız zamanki yaşınızla hamile kaldığınız ayın rakamını toplarsanız elde ettiğiniz rakam çift sayıdır.</p>
<p><strong>Kızsa:</strong></p>
<p>Hamileliğin ilk zamanlarında sabah rahatsızlıkları yaşarsınız</p>
<p>Bebeğiniz kalp atış hızı dakikada 140 dır</p>
<p>Ağırlığı kalça ve arkanızda taşırsınız</p>
<p>Sol göğsünüz sağ göğsünüzden daha büyüktür</p>
<p>Saçınızda kırmızı parlak noktalar oluşur</p>
<p>Karnınız karpuz gibidir</p>
<p>Tatlıya aşerersiniz</p>
<p>Meyveye aşerersiniz</p>
<p>Portakal suyuna aşerersiniz</p>
<p>Hamilelikten önce olduğunuz kadar güzel gözükmezsiniz</p>
<p>Huysuzsunuzdur</p>
<p>Göğüsleriniz büyümüştür</p>
<p>Uyurken yastığınız güneye bakar</p>
<p>İdrarınız mat sarıdır</p>
<p>Evlilik yüzüğünüzü karnınıza tuttuğunuzda bir yandan diğer bir yana gider</p>
<p>Hamile kaldığınız yaşınızla hamile kaldığınız ayın rakamını toplarsanız elde ettiğiniz rakam tek sayıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/gebelikte-cinsiyet-tahmini.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolay doğum için yoga</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/kolay-dogum-icin-yoga.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/kolay-dogum-icin-yoga.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 16:29:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3158</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik, bir kadının başına gelebilecek en güzel şeydir. Her gebelik ve her doğum kadının gücünü ve esnekliğini keşfedeceği bir fırsattır. Gebelik süresinde kadın vücudunda fiziksel, hormonal ve psikolojik birçok değişiklikler meydana gelir.  Yoga Uzmanı Dr. Neslihan İskit, gebelik süresince yapılması gereken Hamilelik Yogası programının faydalarını anlattı:
&#8220;Bebeğin ana rahminde büyümeye başlamasıyla rahim de büyür ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik, bir kadının başına gelebilecek en güzel şeydir. Her gebelik ve her <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/dogum">doğum</a> kadının gücünü ve esnekliğini keşfedeceği bir fırsattır. <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/gebelik">Gebelik</a> süresinde kadın vücudunda fiziksel, hormonal ve psikolojik birçok değişiklikler meydana gelir.  Yoga Uzmanı Dr. Neslihan İskit, gebelik süresince yapılması gereken Hamilelik Yogası programının faydalarını anlattı:</p>
<p>&#8220;Bebeğin ana rahminde büyümeye başlamasıyla rahim de büyür ve ağırlığı artar. Buna bağlı olarak annenin vücut ağırlık merkezi değişir. Bu durum omurganın doğal yapısını bozar, bel omurlarında ve bacaklarda ağrılara neden olur. Hormonal değişiklikler göğüslerde ve birçok eklemde daha önce hissedilmeyen bazı rahatsızlıklar yaratır. Uzun süre fiziksel aktivitelerdeki kısıtlanmalar ve <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamile">hamile</a>liğe bağlı değişen hormon yapısı kadının psikolojik dengesi üzerinde önemli değişimlere neden olur.</p>
<p>Bütün bu değişim sürecini sıkıntılar ve zaman zaman da mutsuzluklarla geçirmek yerine, <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamile">hamile</a>liğin her anının keyfini çıkarmak için yoga denenmelidir. Yoga, bedenin, zihnin ve ruhun birleşmesi anlamına gelir. İyi bir <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamile">hamile</a>lik dönemi geçirmemiz için bize ait bu üçlünün tam bir uyum içinde çalışması gerekir.</p>
<p><strong>“Doğru nefes almayı öğrenin”</strong></p>
<p>Hamilelik Yogası’nda hamileler için hazırlanmış temel duruş biçimleri, sizi anne olmaya ve huzurlu bir <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/dogum">doğum</a> yapmaya hazırlar. Yogada uygulanan nefes egzersizleri ile doğru nefes almayı öğrenerek akciğer kapasitenizi artırır, dolayısıyla daha çok oksijen alırsınız. Yoga, sadece vücudumuzu fiziksel olarak güçlendirmekle kalmaz. Artık eskisi gibi her şeye alınan, çabuk kırılan ve pes eden duygularımızdan kurtulup daha güçlü olmaya başlarız.</p>
<p>Gebelik süresince düzenli yapılan yoga programı ile hamile kadının fiziksel kondisyonu korunur. Duruş bozuklukları en aza indirilir. Solunum ve dolaşım sistemi güçlendirilir. Bulantılara veda edilir. Karın kaslarının ve omurgadaki değişikliklerin yeniden yapılandırılması ve kolay <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/dogum">doğum</a> sağlanır.</p>
<p>Doğum, hayatınızdaki en önemli değişimdir. Bir bebek dünyaya gelir, aynı zamanda bir anne, bir baba ve bir aile doğar. İyi bir anne ve baba olmak için başkalarından ilham alabilir, bazı teknikler öğrenebilirsiniz ama her çocuk ve her <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/dogum">doğum</a> eşsizdir. Mutlu bir <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamile">hamile</a>lik geçirmeniz ve bilinçli seçimler yapan bilinçli anne babalar olmanız için yoga yapmalı, düşüncelerinizi ve sezgilerinizi berraklaştırmalısınız.</p>
<p><strong>“Yoga ile <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/dogum">doğum</a>u kolaylaştırın”</strong></p>
<p>Hamileliğiniz süresince yaptığınız düzenli yoga programı ile vücutta meydana gelen ödem (el ve ayaklardaki şişmeler) ve özellikle son aylarda çok sıkça hissedilen kramplar azalır. Karın kaslarını güçlenir ve masaj etkisi ile bağırsak hareketleri rahatlar iştahınızı kontrol altında tutabilirsiniz. Yoga, yaşam enerjinizi yükselterek daha sakin ve daha konsantre olmanızı sağlar. Mide bulantısını, sabah bulantılarını ve ruh durumunuzdaki değişimleri özellikle yoga nefesleri kontrol altına alır. Doğum kanalındaki gerginliği rahatlatır. Doğumun daha kolay ve hızlı olmasına yardımcı olur.</p>
<p>Hamilelik yogası, bebeğin anne rahmine düştüğü andan başlayıp <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/dogum">doğum</a>dan sonraki 3. ayda tamamlanır. Bu nedenle iyi bir <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/hamile">hamile</a>lik geçirmek ve bebek dünyaya geldikten sonraki ilk 3 ay önemlidir. Bu dönemde mümkün olduğunca huzurlu olmak ve bu huzuru bebeğe yansıtmak onun bütün hayatını etkileyen önemli bir unsurdur. Sizinle aynı durumda olan kadınlarla zaman geçirmek, hayatınızın bu döneminde duygularınızı paylaşmak yoganın diğer bir faydasıdır. Zaman zaman kollarınızı karnınıza dolayıp bebeğinizle şarkı söylemenin keyfini çıkarmalısınız.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/kolay-dogum-icin-yoga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaza gebeliği</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/kaza-gebeligi.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/kaza-gebeligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 14:43:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3143</guid>
		<description><![CDATA[Hiç beklenmeyen bir anda, ‘kaza gebeliği sonucu’ anne adayı olduğunu öğrenen kadınların sayısı hiç de az değil. Üstelik bunlardan bazıları şehirli ve iyi eğitim almış kadınlar.
Doğum kontrolünü etkili bir şekilde yapamamak tüm dünyanın sorunu ama gelişmekte olan ülkelerde daha fazla özen gösterilmesi gereken bir durum.
Eksik bilgiler nedeniyle iyi eğitim almış şehirli kadınların da yeterli korunamadığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç beklenmeyen bir anda, ‘kaza gebeliği sonucu’ anne adayı olduğunu öğrenen kadınların sayısı hiç de az değil. Üstelik bunlardan bazıları şehirli ve iyi eğitim almış kadınlar.</p>
<p>Doğum kontrolünü etkili bir şekilde yapamamak tüm dünyanın sorunu ama gelişmekte olan ülkelerde daha fazla özen gösterilmesi gereken bir durum.</p>
<p>Eksik bilgiler nedeniyle iyi eğitim almış şehirli kadınların da yeterli korunamadığını belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alihan Özcan, bu konudaki eğitimin yetersiz olduğunu, sadece köylerde değil şehirlerdeki kadınların da etkili korunmadıklarını belirterek, “Kaza gebeliği iyi eğitim görmüş kadınlarda da sık rastladığımız bir durum. Hala geleneksel yöntem olarak ifade ettiğimiz geri çekme metodunu kadınlar, bir doğum kontrol yöntemiymiş gibi kullanıyor” diyor.</p>
<p><strong>SUÇLU YOK, BİLGİLENME EKSİKLİĞİ VAR</strong><br />
Doğum kontrolünü etkili bir şekilde yapmayı başaramayan ülkelerde “kaza gebelikleri” ve dolayısıyla <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/kurtaj">kürtaj</a> oranları yükseliyor. Kişiler, doğum kontrol yöntemleri hakkında eksik bilgilendirildikleri için de sorun, çözülemiyor. Bu eğitimin mutlaka yapılması, özellikle sağlık ocaklarında ve okullarda etkili bir eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Alihan Özcan, şunları söylüyor:</p>
<p>“Kadınlar ‘yumurtlama günüm değil’ diye düşünerek, hata yapıyorlar. Bu,   olayı hafife almaktan kaynaklanıyor. Gebe olduklarını öğrendikten sonra da ‘ben nasıl gebe kaldım!’ diye şaşırıyorlar. Oysa, her kadının mutlaka doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi edinmesi gerekiyor. Okullarda ders programı olarak geçmiyor. Hala leylek getirdi sohbetleri yapılıyor. Bu konuda konuşulduğu zaman yüzler kızarıyor, gözler kaçırılıyor, kimse konuşmak istemiyor. Sonuçta, çok iyi eğitimli insanlar bile kaza gebeliğini sık yaşıyor.”</p>
<p><strong>EVLENMEDEN ÖNCE HAP, SONRA SPİRAL</strong><br />
Doğum kontrol yöntemlerinin tercihi konusunda da farklılıklar yaşandığını söyleyen Dr. Alihan Özcan, evlenmeden önceki dönemlerde doğum kontrol hapları, evlilik başlayınca ise spiral kullanımının arttığına dikkat çekiyor.  Dr. Alihan Özcan, spiral hakkında yanlış bilgilenmeler olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“Çocuk doğurmuş insan spiralle korunmayı tercih ediyor. Çünkü doğum kontrol hapları ve prezervatif kullanışlı, pratik gelmiyor. Uzun süre spiral kullanmak sakıncalı değil. Ama 6 ayda bir sağlık merkezine giderek kontrolden geçmek gerekiyor. Çünkü kayma, yer değiştirme, enfeksiyon ya da düşme gibi çeşitli durumlar söz konusu olabilir.”</p>
<p><strong>HAPLAR 10-15 YIL KULLANILABİLİR</strong><br />
Doğum kontrol haplarının 10-15 yıl boyunca kullanılabildiğine ve kadınları menopoz dönemine kadar koruyabileceğine dikkat çeken Dr. Alihan Özcan, bu hapları kullanmak isteyenlerde bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. “Sigara içiyor mu, içmiyor mu, kronik hastalığı var mı, ameliyat olmuş mu, alerjisi var mı bunlara bakılması lazım. Yoksa hap tehlikeli olabiliyor” diyor.</p>
<p>Şeker hastalarının da bu hapları kullanması mümkün olduğunu söyleyen Dr. Özcan, şeker hastalarında enfeksiyon riskinin vajinadaki glikozun fazlalığından dolayı artığına dikkat çekerek şunları söylüyor: “Vajinadaki glikozun çokluğu, bu kişilerde havuz enfeksiyonlarının görülme oranını artırıyor. Bu nedenle şeker hastası kadınların ilaç kullanıyorlarsa her üç ayda bir hekime gitmeleri önemli”.</p>
<p><strong>ŞEHİRLİ KADIN SPİRALİ TERCİH EDİYOR</strong><br />
Şehirli kadınlar spirali daha kullanmayı tercih ediyor. Bunun nedeni de hareketli bir iş yaşamı. Günlük yaşamda koşturmaca çok olduğundan çalışan şehirli kadınlar, hapları düzenli almakta zorluk çekiyor. Eğer haplar belirli bir düzenle alınmazsa, koruyuculuğu kalktığından ‘kaza gebeliği’ oluşuyor. Dr. Alihan Özcan, doğum kontrol haplarının mutlaka düzenli alınması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>KÜRTAJ SON ÇAREDİR, PLANLAMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR</strong><br />
Kürtajın aile planlaması yöntemi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Alihan Özcan, <a href="http://www.kadinsaglik.net/e/kurtaj">kürtaj</a>ın olumsuzlukları hakkında şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Bu her zaman en son çare olmalıdır. Asla bir aile planlaması yöntemi olarak görülmemelidir. Kürtaj bir “boşaltma” yöntemidir; rahim yatağına dokunuyorsunuz, kanama, enfeksiyon, delinme riski var. Kadınların doğurganlığını etkileyecek kötü sonuçlara neden olabilir. Kürtajın sonucunda adet görülemeyebilir. Rahim yatağında yapışıklık oluşabilir. Kürtaj sayısı artınca, tekrarlayan düşükler olabilir. Rahim ağzında yetersizlik olabilir. Kürtaj sırasında rahimağzı genişletildiğinden adale dokusuna zarar verilebiliyor. Dolayısıyla, anne karnındaki bebeğin tutunma ihtimali düşüyor.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/kaza-gebeligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoğul gebelikte ölüm riski</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/cogul-gebelikte-olum-riski.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/cogul-gebelikte-olum-riski.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 14:14:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yns</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3131</guid>
		<description><![CDATA[Bebek ölüm riski çoğul doğumlarda tekizlerle karşılaştırıldığında beş kat; felç oranı ikizlerde dört kat, üçüzlerde 17 kat; bir yaş altındaki ölüm oranı ikizlerde yedi kat ve üçüzlerde 20 kat arttı. 
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilgün Kültürsay, anne olma yaşının ilerlemesi, kadınların çalışma hayatında aktif rol almaları, genetik ve çevresel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek ölüm riski çoğul doğumlarda tekizlerle karşılaştırıldığında beş kat; felç oranı ikizlerde dört kat, üçüzlerde 17 kat; bir yaş altındaki ölüm oranı ikizlerde yedi kat ve üçüzlerde 20 kat arttı. </p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilgün Kültürsay, anne olma yaşının ilerlemesi, kadınların çalışma hayatında aktif rol almaları, genetik ve çevresel faktörlerin de etkisiyle, anne olma yaşının her geçen gün yükseldiğini söyledi.        </p>
<p>İlk kez anne olma yaşının ileri tarihlere bırakılmasının, normal yollarla gebe kalma olasılığını düşürebildiğini ve çoğul gebelik riskini artırabildiğini ifade eden Kültürsay, çoğul gebeliklerin erken doğum ve düşük doğum ağırlığı açısından çok büyük bir risk yarattığını bildirdi.       </p>
<p>Kültürsay, tüm gelişmiş ülkelerde ve son yıllarda Türkiye&#8217;de de artan yardımcı üreme tekniğinin sık kullanılmaya başlandığını dile getirerek, &#8221;Bununla birlikte çoğul gebeliklerdeki büyük artış, erken doğum ve düşük doğum kilolu bebek sıklığına ciddi şekilde yansımaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Kısırlık tedavileri ve yardımcı üreme teknikleri ile doğan bebeklerin &#8221;yüzde 50&#8242;ye yakınının çoğul gebelik ürünü&#8221; olduğunu ifade eden Kültürsay, şunları kaydetti:        </p>
<p>&#8221;İkiz bebeklerin yarısı, üçüz ya da dördüz bebeklerin yüzde 90&#8242;ı düşük doğum ağırlıklı olup, bu bebeklerin ölüm oranları ve hayatta kalanların ise hastalık ve sakatlık riskleri daha yüksektir. Bebek ölüm riski çoğul doğumlarda tekizlerle karşılaştırıldığında beş kat artmıştır.       </p>
<p>American College of Obstetrics and Gynecology verilerine göre, ortalama doğum haftası ikizlerde 35.3, üçüzlerde 32.2, dördüzlerde 29.9 hafta olmaktadır. Büyüme geriliği oranı ikizlerde yüzde 14-25, üçüz ve dördüzlerde yüzde 50-60&#8242;ı bulmakta, yoğun bakım gereksinimi sırası ile yüzde 25, yüzde 75 ve 100 olmakta, yatış süresi sırası ile 18, 30 ve 58 günü bulmaktadır. Serebral felç oranı ikizlerde dört kat, üçüzlerde 17 kat artmaktadır. Bir yaş altında ölüm oranı ikizlerde yedi kat, üçüzlerde 20 kat artmaktadır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/cogul-gebelikte-olum-riski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Gebelik</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/saglikli-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/saglikli-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:33:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gzm</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3084</guid>
		<description><![CDATA[Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz.
Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi.
Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri yapıyorsunuz?
Gebelik başladıktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz.</p>
<p>Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi.</p>
<p>Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri yapıyorsunuz?<br />
Gebelik başladıktan sonra ilk etapta yani beklenen adet günü geçtikten sonra, gebeliği tespit için kanla ya da idrarla bir gebelik testi yapıyoruz. Ultrasonla gebeliği tespit etmeye çalışıyoruz. Gebeliğin ultrasonla ilk değerlendirilmesi son adetten 5 hafta sonra yapılıyor.</p>
<p>İlk üç ay içinde başka testler uygulanıyor mu?<br />
İlk üç ay içerisinde herhangi bir genetik anormallik olup olmadığını belirlemek için yaptığımız ilk test, ikili test dediğimiz tarama testidir. Bu testle, kanda iki tane özelliğe bakıyoruz. Annenin kanına bakılırken ultrasonla da bebeğin bazı ölçümleri yapılıyor. Bebeğin ensesindeki kalınlığa bakılıyor. Çünkü ense kalınlığı arttığı zaman bebeklerde bazı genetik anormallikler ya da kalp anormalliklerinin riski artıyor.</p>
<p>Bu anormallikler neler olabiliyor?<br />
Sık bilinen Down sendromu var, yani Mongolizm. Bir de daha ender görülen trizomi 13 ya da 18 dediğimiz, döllenme sırasında oluşan genetik kodlama hataları görülebiliyor. Bizi en çok rahatsız eden ise Down sendromu. Çünkü Down sendromlu doğan bazı çocuklar, uzun yıllar yaşayabiliyor, eğitim alabiliyorlar. Ama bir ailenin Down sendromlu bir bebek sahibi olması gerçekten çok sıkıntılı bir durum. Biz bu sorunu tespit edebiliyoruz. Eğer ailenin onayı varsa, doktor onayı da varsa gebelik 3-3,5 aylıkken sonlandırılabiliyor. Fakat bu bebeklerin doğduktan sonra yaşama olanağının olması, gebeliğin sonlandırılmasını tartışmalı bir konu haline getiriyor.</p>
<p>İkili testten sonra hangi testler yapılıyor?<br />
İkili testten sonra 16. ve 19. haftalarda üçlü test var. Yaklaşık olarak gebeliğin 3,5 ayında ikili teste benzer şekilde anne kanı alınarak yapılan bir testtir. Fakat her iki test için de bunların tarama testleri olduğunu belirtmemiz gerek. Anneden kan alarak bebekle ilgili fikir sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Bu testler hiçbir zaman yüzde yüz kesin sonuç vermiyor. Ancak size istatistiki veri sağlıyor. Böyle bir çocuk sahibi olma riskiniz binde bir ya da yüzde bir gibi. Bu risk hep vardır. Bu riski ortadan kaldıramazsınız. Tarama testi olduğu için annenin kuşkularını da aslında ortadan kaldırmaz.</p>
<p>Yüzde 100 tespit sağlamak için ne yapılabilir?<br />
3,5-4 ay olduğunda anne karnından ince bir iğneyle girip bebeğin suyundan örnek alınabiliyor. Bunu tahlile gönderiyoruz ve bebeğin genetik yapısı inceleniyor. Bu yöntem bebek hakkında genetik olarak yüzde 100 kesin bilgi veriyor. Biz buna amniyosentez diyoruz. Aynı şekilde bebek kanı alınarak da yapılabiliyor fakat bunun düşük riski daha yüksektir.</p>
<p>Gebelikte diyabet riski çıktığında ne tür önlemler alınıyor?<br />
Gebeliğin 24–28 haftaları arasında 50 gr. şeker yükleme testini yaptıktan sonra sonuç belli bir sınırın üzerinde çıktıysa hastayı doğrudan gebeliğe bağlı diyabet olarak kabul ediyoruz. 50 gram yükleme de bir tarama testi ve onun da bir yanılma payı var. Eğer bu testte yüksek çıkarsa bizi yanıltmasın diye bir de 100 gram yükleme testi yapıyoruz. Bu yüklemeyi herkesten istememe nedenimiz ise güç olmasıdır. 3 saat takip gerektirir. Bunların sonucunda hastanın gebeliğe bağlı diyabetli olduğuna karar verdiğimizde ilk etapta hastaya diyet öneriyoruz ve kontrole alıyoruz. Diyetle şekerini kontrol altına alırsak devam ediyoruz. Ama diyetle halledemezsek o zaman insülin kullanmaya başlıyoruz. İnsülin kullanmamızın nedeni de insülin bebekle anne arasındaki bariyeri aşmıyor.</p>
<p>Gebelikte diyabet, ne tür riskleri beraberinde getiriyor?<br />
Bebek sürekli çok şekerli bir ortamda olduğu için normalden fazla büyüyor. Doğum travmaları artıyor. Çünkü o kadar büyük bir bebeği doğurmaya çalıştığınızda normal doğumda hem anneye hem de çocuğa zarar verebiliyor. Diyabetik bebeklerin kiloları genelde gövde ve omuz çevresinde oluyor. Bebeğin kafası çıkıyor ama ondan sonra omuz takılıyor ve çok büyük bir risk oluşturabiliyor. Bebeğin iri olmasını sezaryenle aşabilirsiniz. İkinci problem bebeklerin akciğerlerinde bulunan sürfaktan denilen bir madde var ve bu madde akciğerlerinin düzgün genişleyip, düzgün solunum yapmasını sağlıyor. Diyabetik bebeklerde akciğer gelişimi de problem oluyor. Akciğerler daha geç ve güç gelişiyor. Bu bebekler, akciğer gelişimi problemi yaşıyorlar. Diyabetik annelerin de bebeklerinde bazı anormallikler görülebiliyor. Kalp problemleri daha sık görülüyor. Diyabetik annelerin bebeklerinde 28. haftada mutlaka fetal eko da yapmak gerekiyor.</p>
<p>Erken doğum riski dönemi bittikten sonra, gebeler hangi aşamalardan geçiyor?<br />
28. haftadan sonra erken doğum riskinin bittiği dönem olan 37. haftaya kadar hastayı özel durumlar haricinde idrar tahlili ve kan sayımlarıyla takip ediyoruz. 37. haftadan sonra önemli olan doğum zamanını tespit etmek ve sağlıklı olarak bebeğin doğumunu sağlamaktır. 37. Haftadan sonra bebeğin büyüklüğünü ultrasonla takip ediyoruz. Bebeğin içinde bulunduğu su kesesine bakıyoruz; çünkü su miktarı önemli. Bir de kardiyotokografi dediğimiz bir alet var, bebeğin kalp atımlarının düzenli olup olmadığını kontrol ediyoruz. Bebeğin kalp atımları da çok önemli, çünkü bebek anneden rahat oksijen alabiliyorsa kalp atımları da normal oluyor. Fakat bir sorun varsa annenin doğumunun başlamasını beklemeden müdahale ederek bebeğin doğumuna karar veriyoruz.</p>
<p>Gebelikte vajinal muayenenin yanlış olduğuna dair bir inanış var. Bu ne kadar doğrudur?<br />
Biz gebe hastayı gerek vajinadan elle muayene ettiğimizde, gerekse vajinadan ultrasonla baktığımızda hasta tarafından bir dirençle karşılaşıyoruz. Özellikle hastanın kanaması olduğunda ya da düşük şüphesi olduğunda doğru kararı verebilmek için mutlaka bu muayeneleri yapmak gerekir. Sadece bebeğin eşinin (plasenta) aşağıda olduğu özel durumlarda bu muayeneler sakıncalı olabilir.</p>
<p>Cinsel ilişki kaçıncı aya kadar normal şekilde devam edebiliyor?<br />
Erken doğum ya da düşük tehdidi varsa hastaya cinsel ilişkiyi yasaklıyoruz. O da sadece sperm faktöründen dolayıdır. Onun dışında bilgi olarak son bir aya kadar anne adayları normal bir şekilde aktif cinsel hayatına devam edebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/saglikli-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryan Doğum İzle</title>
		<link>http://www.kadinsaglik.net/sezeryan-dogum-izle.html</link>
		<comments>http://www.kadinsaglik.net/sezeryan-dogum-izle.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 12:45:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gzm</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsaglik.net/?p=3039</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de sezaryenle doğum oranının yüzde 40′lara çıkması Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlık, gerekli şartlar dışında, bu yöntemle doğumun yapılmasını istemediği için ‘Doğum Eylem Yönetimi Rehberi’ hazırladı. Rehberde, sezaryen ile doğumların yüzde 40′lara ulaştığı belirtilerek, sadece “Anne istiyor” diye sezaryen yapılmaması gerektiği belirtildi. Rehberde, sezaryen ile doğumlara form düzenleneceği bildirildi.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de sezaryenle doğum oranının yüzde 40′lara çıkması Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlık, gerekli şartlar dışında, bu yöntemle doğumun yapılmasını istemediği için ‘Doğum Eylem Yönetimi Rehberi’ hazırladı. Rehberde, sezaryen ile doğumların yüzde 40′lara ulaştığı belirtilerek, sadece “Anne istiyor” diye sezaryen yapılmaması gerektiği belirtildi. Rehberde, sezaryen ile doğumlara form düzenleneceği bildirildi.</p>
<div><object width="512" height="322"><param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="id=3014419&#038;vid=3014419&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//d.yimg.com/ec/image/v1/video/2147576%3Bsize%3D385x231&#038;embed=1" /><embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=3014419&#038;vid=3014419&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//d.yimg.com/ec/image/v1/video/2147576%3Bsize%3D385x231&#038;embed=1" ></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsaglik.net/sezeryan-dogum-izle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
