kadın sağlık
 
 

ana sayfa

 

başlangıç sayfam yap

 

favorilerime ekle

 

bize ulaşın

     
 
 
Ana Sayfa
Anne Çocuk
Aşk
Beslenme ve Diyet
Burçlar
Cinsellik
Diyet
Evlilik
Gebelik
Güzellik
Kariyer
Magazin
Makyaj
Moda
Saç
Sağlık
Yaz Diyetleri
Yaz Güzelliği
Yaz Modası
 

 
 
 

ozon tedavisi her derde deva

 

ilk buluşmada neden spagetti yenmez

 

şarap kilo aldırır mı

 

eski sevgiliye neden geri dönülür

 

kafein bağımlısı mısınız

 

bu yiyecekler kırışıklık azaltıyor

 

koşu terapisiyle stresi yenin

 

yetişkinlik dönemi 30 oldu

 

enerjinizi meditasyonla dengeleyin

 

mega doz vitamin öldürücü olabilir

kalori metre
gebelik
yaz modası
 
 
 
 

Kategori:

   
 

sağlık bilgileri

 
 

sağlık bilgileri

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilimdalı Hematoloji bilimdalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Çetiner, geçtiğimiz günlerde Sağlığınıza adlı kitabını çıkardı...


2000 yılından beri Cumhuriyet gazetesinde "Güncel Tıp" adıyla bir köşe yazan Doç Dr. Çetin, Sağlığınıza'da güncel sağlık konularını esprili ve akıcı bir dille anlatıyor.

Doç. Dr. Mustafa Çetiner ile tırnak yeme, hekimlerin hepsi narsist mi, şişmanlık, alternatif tıp ve bilimsel gelişmeler üzerine herkese lazım güncel sağlık konuları hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Biz sorduk Çetiner, hem güldüren hem de düşündüren yanıtlar verdi.

Bilimi hayatımıza nasıl sokabiliriz?

Öğrenerek, okuyarak.. Dünyanın ilk kök hücre çalışmalarını yapan Süreyya Tahsin Aygün adlı bir Türk doktorudur. 1960'lı yıllarda sakat çocuk doğumlarını önlemek için yaptığı çok değerli çalışmaları var. Amerika'da kök hücre dersleri vermiştir. Bizler bilime sahip çıkmadığımız için bu önemli bilim adamlarımızı, doktorlarımızı tanımıyoruz. İbn-i Sina ve Farabi'den sonra yetişen bilim adamlarımızı hiç tanımıyoruz.

Türkiye'de bilim adamları topluma karşı sorumluluklarını üzerlerine almalı ve bilgilerini paylaşmaya çalışmalılar. Bizler birer öncü rol oynamalıyız. Bu yüzden ben kendi adıma böyle yazılar yazmaya karar verdim.

Sizce kim iyi doktordur?

Doktorların hasta psikolojisinden daha iyi anlaması için empati yapması gerekir. Örneğin "bu hasta benim yakınım olsaydı" diye düşünmeli, "benim hastalarımdan herhangi biri" diye düşünmemelidir. Bazen doktorlar aşırı tıplaşarak hastalarının psikolojisini unutuyorlar. Ne olursa olsun doktorun unutmaması gereken şey karşısındaki hastanın canıyla ilgili endişesi olduğudur. Doktorların çalışma şartları çok ağır da olsa hasta doktor ilişkisinde her zaman esas madur olan hastadır.

Kitabınızda tırnak yemeden de bahsediyorsunuz? Neden kaynaklanıyor sizce?
Tırnak yemenin birçok nedeni olabilir. Aslında insan kendini yer bitirir, öteki çocuk çok seviliyor olabilir, kendini anlatamıyor ve öfkesini kendisine yöneltiyor olabilir. Çocukları ırnağını yeme diye uyarmaksa çok işe yaramaz, hatta pekiştirir. Bu konuda ciddi bir sorun varsa mutlaka soruna yönelik bir tespit ve tedavi şart.

Kitabınız ilaçlarla ilgili ilginç bilgiler var. Bundan biraz bahseder misiniz?

Dünyanın birçok ülkesindeki yasalar ilaçların piyasaya sürülmesi için kendi ülkesinde testlerden geçmesini gerektiriyor. Oysa Türkiye'de böyle bir uygulama yok. Genellikle Amerika'da satış izni almış olan ilaçlar hemen piyasaya girebiliyor.

Ayrıca, Türkiye'de sağlıkla ilgili veriler oluşturulmuyor. Örneğin, Çernobil'in etkileriyle kanser vakalarının arttığı söyleniyor ama, bununla ilgili kanıtlanmış bir araştırma ya da kanıt yok. Biz genelde söylentilerle hareket ediyoruz. Halk arasında söylenenleri doğru kabul etme ve onlara inanma alışkanlığımız var.

Örneğin, ısırgan otunun bazı rahatsızlıklara yararlı olduğu söylendiği için ısırgan otu tüketiminden karaciğeri mahvolmuş birçok hastayla karşılaşıyoruz

Bütün bunlara rağmen alternatif tıbba karşı değilsiniz.

Alternatif tıbba karşı çok önyargılı değilim. Çünkü, bizler hastanın hastalığı ile ilgileniyoruz. Halbuki hastanın ihtiyaç duyduğu şey, bizim insan tarafımızdır. İnsanlar doktora gelince kendisiyle hiç ilgilenmeyen, asık suratlı, sadece hastalığına odaklı birini görmek istemez. Alternatif tıp, bu eksiği kaldırıyor çünkü daha güler yüzlü ve daha hastanın yanında. Bizler hastayı, doktorluğun merkezine koyamıyoruz.

En büyük sağlık yanılgıları sizce nelerdir?
Birçok yanılgı var. Mesela; E vitamini dışında hiç bir antioksidanın, antioksidan etkisi olduğuna dair bir kanıt yok. Örneğin, C vitaminiyle ilgili bile bu konuda kanıtlanmış bir çalışma yok. Ama, raflar antioksidanlarla dolu. Bu tip ilaçlar yeteri kadar uzun ve ayrıntılı araştırmalar tabii olmadan piyasaya çıkıyor, raflardaki yerlerini alıyorlar.

Yanlış ilaç kullanımı hakkındaki yazınız oldukça ilginç. Biraz bu konuyu açar mısınız?

Türkiye, dünyada en fazla antibiyotik kullanan ülkelerin başında geliyor. Bu çok tehlikeli birşey çünkü vücudumuzda kullanılan ilaçlara karşı direnç gelişiyor ve bu nedenle sürekli daha güçlü ilaçlar kullanmak zorundayız. Böylelikle, daha fazla yan etkiye maruz kalıyoruz. Ülkemizdeki aşırı ilaç kullanımına karşı üniversitelerin, sağlık bakanlığının, tabipler odasının ve eczacıların bir araya gelerek yeni düzenlemeler yapması gerekiyor.

Tedavisinde antibiyotik kullanılan enfeksiyonlar ikiye ayrılırlar; viral ve bakteriyel olanlar. Bakteriyel enfeksiyonlar için kullanılan antbiyotikler işe yarıyorlar ama viral hastalıklarda antibiyotik kullanımının yarardan çok zararı var. Öte yandan hastalar da bu ilaçları doktordan istiyorlar, doktor grip olan bir hastasına "hiç bir şey yapma eve git, bol su iç, dinlen" derse; hasta ona bir daha gelmiyor.

İlaçlar Çok Yakında Marketlerde Satılabilir

İlaç enerji ve silah sektöründen sonra dünyanın en büyük 3. sektörü. Bazı ilaçların rekor tanıtım harcamaları oluyor, bu piyasa da çok ciddi paralardan bahsedildiği için sektör kendi devamlılığını bir şekilde sağlıyor. Ancak bu kişiler ve devletler için oldukça büyük bir harcama kalemi. İnsan hayatına verilen değer esas alınarak, hangi ilaç gerekirse gereksin kullanılmalıdır diye düşünüldüğü için kısıtlamalar getirmek zor oluyor. Sosyal güvenlik sistemleri gittikçe artan ilaç harcamalarının altından kalkamıyorlar.

Türkiye'deki sosyal güvenlik kurumları, birçok ilaçın maaliyetini artık karşılayamaz hale geldiği için önümüzdeki senelerde reçetesiz ilaç piyasasına destek verecek. Amerika gibi, ağrı kesici ve vitaminlerin market raflarında satıldığı günleri görmemiz belki de çok uzak değil. Bununla birlikte, sektördeki ürün çeşitliliği artacak. E-sigara, zayıflama hapları, besin takviyeleri gibi ürünlerin artacağını söyleyebiliriz. Ancak, bu tip ilaçların çok tehlikeli olabilmesi de söz konusu. İnsalar sağlıklarını kulaktan dolma bilgilerle değil, doktorları dinleyerek korumalılar.

 
 
 
 

kadın

 

copyright 2007 KadinSaglik.net

Alan Adı tescil